25 Ekim 2022 Salı

 GÖZLERİNİZİ DAHA ÖNCE HİÇ BÖYLE GÖRMEDİNİZ !

WWW.gazetekalem.com.tr dikenlikalem.blogspot.com/

https://instagram.com/sevtapkurkcuoglu



Geçen gün, Ankara Cermodern de düzenlenen ve "TASARIM PAZARI" adıyla ziyaretçilere açılmış olan bir etkinliğe katıldım. Gördüklerim beni gerçekten büyüledi dersem, inanın bana abartmış olmam. Birbirinden değerli sanatçıların farklı çalışmalarını, orada inceleme fırsatı buldum. İçlerinde bir tanesi var ki, beni oldukça etkiledi.


"Göze rengini veren irisiniz ve iris fotoğrafçılığı ile gözlerinizi bir sanat eserine dönüştürme şansına sahip olduğunuzu, biliyor musunuz?" diyor ve Mimar Dilek Canberi'yle keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz.



Profesyonel fotoğrafçılık kariyerine 2018 yılında başlayan Mimar Dilek Canberi iris fotoğrafçılığı yapıyor. O zaman Türkiye’de bir süredir devam eden İris Fotoğrafçılığına yakından bir göz atalım ve sevgili Dilek’in, mimarlıktan fotoğrafçılığa uzanan hikayesini birlikte kendisinden dinleyelim.

"Benim hikayem, 1983 yılında Denizli’de başladı. İlkokul 4. Sınıfta iken yolumuz Ankara’ya düştü. Daha Arı Kolejinde okurken, ortaokul sıralarında karar verdim mimar olmaya. Gazi Mimarlık Fakültesini kazandım ve çok severek okuduğumu söylemek istiyorum. Mezuniyetimin ardından hemen Mimarlık ofislerinde görev almaya başladım. İlk iş yerinde daha ilk gün “Sana tasarım yaptıracağımızı düşünmüyorsun galiba” cümlesi ile karşılaştım. Yıllarca mimarlık mücadelem devam etti ve sonunda, kendimi hep esaret altında hissettim, özgür ruhumun farklı bir şeye ihtiyacı vardı dedim ve kolları sıvadım" diyor.



Önce fotoğraf öğretmeni, daha sonrada iş ortağı olan Sezen Burcu ile çalışmalarına devam eden Dilek Canberi'ye sorduk, İris fotoğrafçılığı nedir ?

“İris, göze rengini veren, en iyi görüş için göz içine giren ışık miktarını ayarlayan bir bölümdür. Tüm insanların irisi tıpkı parmak izi gibi, renk, doku ve genetik olarak birbirinden farklıdır. Dünya’da yaklaşık 8 milyar insan yaşıyor ve her birinin gözü kendine özel ve eşsizdir. İris Unique olarak biz bu farklılık fikrinden yola çıkarak kişilerin iris fotoğraflarını çekiyor ve bunu eşsiz birer sanat eseri haline getiriyoruz. Daha sonra modern dekorasyon ve aksesuar fikirleri ile harmanlayıp, insanların beğenisine sunuyoruz" açıklaması yapıyor.



Peki, İris fotoğrafları nasıl çekiliyor diye merak ettik ve sorduk."Pandemi ile birlikte ekipmanı mobilize hale getirdik. Artık biz insanlara gidiyoruz ve diledikleri mekanda çekim yapıyoruz. Bir kaç saniye sabit bakmaları yeterli oluyor.En az 20 kare fotoğraf çekiyoruz. Çekim 5-10 dakika kadar sürüyor, 2 hafta içinde de teslim ediyoruz" diyor.

İris fotoğrafları nasıl sanat eserine dönüşüyor diye sorduk. "Çekim sonrası çok ilginç görüntüler ile karşılaşıyoruz. Her biri kendi şahsına münhasır. Görüntü kalitesini gerçek anlamda yansıtabilecekleri materyaller seçiyoruz. Çeşitli boylarda tablolar, anahtarlık, kolye ucu ve bileklik gibi, daha bir çok tasarım ile bu görüntülerin hayat bulmasını sağlıyoruz. Gümüş Atölyesinde ustamızla birlikte, bir çok ürünü tek tek ve özenle tasarlıyoruz. Bu işle ilgili beni en çok motive eden şey ise, insanların kendileriyle ilgili farkındalıklarının artması ve gözlerindeki eşsizliğin ortaya çıkmasına vesile olmaktır" diyor.


İris çekiminin herhangi bir tehlikesi var mıdır ve kimler çektirebilir ? diye soruyoruz. "Çekim esnasında, gün ışığına benzeyen dağıtılmış ışık kullanıyoruz. Bu sebeple herhangi bir tehlikesi yoktur. Gelişim devam ettiği için, 2 yaştan önce iris fotoğrafı çekmiyoruz" vurgusu da yapıyor.

İris fotoğrafları güvenlik açısından sıkıntı oluşturuyor mu ? diye soruyoruz. "Göz taramasında canlı retina okunuyor. Çekim sırasında flaş yansımalarından gözün %90-95’i çekilebildiği içinde, iris fotoğrafları bilimsel bir araştırmaya veri sağlayabilecek ya da güvenlik sistemleri açısından sorun teşkil edecek bir niteliğe sahip değildir" diyor.


Özel günlerde ve her zaman için bu muhteşem fotoğraflar, sevdikleriniz adına harika bir hediye seçeneği olabilir. Zaman zaman farklı organizasyonlarda yer alan Dilek Canberi fotoğrafları, eminim ki sizleri şaşırtacak ve etkisi altına alacaktır. Çünkü ben, şahsım adına büyülendim doğrusu. Sevgiyle ve SANAT ile kalın...


SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)

25 Eylül 2022 Pazar

 MENTAL YORGUNLUK !


WWW.gazetekalem.com.tr dikenlikalem.blogspot.com/
https://instagram.com/sevtapkurkcuoglu



Son zamanlarda kiminle konuşsam, herkes aynı şeylerden şikayet ediyor. Zaten vatandaş çıldırmasında kim çıldırsın ? Söylenecek o kadar çok şey var ki ! Neyse, biz şimdilik içinde bulunduğumuz durumun, psikolojik etkilerine bir göz atalım isterseniz...


Ben Psikiyatrist değilim. Fakat bu konuyla ilgili, sizlerden gelen yüzlerce mail ve mesaj alıyorum. O yüzden, bu işin uzmanı olan değerli dostlarımın desteğiyle, sorduğunuz sorulara tatminkar cevaplar vermek istiyorum. Haydi o zaman, lafı daha fazla uzatmadan başlayalım.


.MENTAL YORGUNLUK NEDİR ?

.Mental yorgunluk; kişinin kendini yoğun şekilde enerjisiz, bitkin ve tükenmiş hissettiği ve istirahat sonrasında bile bu hissin azalmadan devam ettiği durumları ifade etmektedir.

Günlük yaşamın stresi, gelecek kaygısına bağlı yoğun düşünce eğilimi, geçmişe dair takıntılı düşünceler ya da yüksek oranda stres kaynaklı psikolojik bozukluklar gibi sayısız durum, halsizlik ve yorgunluk nedenleri arasında sayılıyor. Hal böyle olunca, ortaya MENTAL YORGUNLUK dediğimiz, ismi oldukça havalı görünen, psikolojik bir rahatsızlık çıkıyor.


BELİRTİLERİ NELERDİR ?

• Sürekli uyuma isteği
• Eklem ağrıları
• Enerji düşüklüğü
• Uyku düzeni sorunları
• Bağırsak ve sindirim sorunları
• Değişmeyen huzursuzluk ve mutsuzluk hali
• Sosyal hayatta ve yaşam rutininde bozulmalar
• Hem zihinsel hem de fiziksel tükenme hissi

Halsizlik ve yorgunluk nedenleri çok farklı sebeplere de dayanabilir, bu nedenle öncelikle hekim muayenesi ve tetkikler neticesinde, altta yatan farklı rahatsızlıklar yok ise, psikolojik tanı koyuluyor ve takibi yapılıyor.

Net olarak nedeni anlaşılmamış olsa da, hastalığın oluşumunu tetikleyen bazı etkenlerin olduğu biliniyor. Bunlar arasında başlıca unsur STRESTİR. Stresli bir ortamda çalışan, ailevi sebeplerle yoğun strese maruz kalan veya hayatının herhangi bir alanında stres oranını azaltamayan kişilerde, çabuk yorulmak veya bu yorgunluğun dinlenmeye rağmen geçmemesi durumu çok yaygın olarak gözlenmektedir.

BU DURUMU NASIL AŞARIZ ?

Mental yorgunluğun üstesinden gelebilmek için, öncelikle zihni rahatlatacak aktivitelere ağırlık vermek gerekir. Sakin olmak ve bazen sessiz kalmak, yürüyüş, kitap, gezinti, sosyalleşmek ve vitamin takviyeleri başlıca zihin dinlendirme yöntemleridir.

-KİTAP OKUMAK- Her gün kısa bir süreyi ayırarak okuyacağınız kitap, gündelik yaşam stresinden uzaklaşmanızı sağlayarak, hayal gücünüzün yaratıcı dünyasını devreye sokar. Zihninizi daha dinlenmiş ve rahat hissetmenize yardımcı olur.

-SESSİZ KALMAK- Gün içinde yalnızca yarım saatinizi ayırarak yaptığınız bir meditasyon ya da sadece sessiz kalmak, zihninizi yoran gündelik yaşam sorunlarından sıyrılmanızı sağlar. Kendinizi daha dinç ve huzurlu hissetmeniz için ideal bir dinlenme yöntemidir.

-SOSYALLEŞMEK- Haftanın belirli bir gününü arkadaşlarınıza ve sevdiğiniz insanlara ayırarak, keyif aldığınız aktiviteleri gerçekleştirebilirsiniz. Bu sayede bir süre sonra, zihninizin daha
dinlenmiş ve rahatlamış olduğunu hissedeceksiniz.

-TEKNOLOJİDEN UZAKLAŞMAK- Günlük sosyal medya kullanım sınırı belirlemek ya da birkaç günlük sosyal medya detoksu yapmak, kişinin zihninin teknolojiden arınarak, rahatlamasına yardımcı olur.

-PLANLI YAŞAMAK- Yapacağınız her şeyi, planlayarak belli bir program çerçevesinde gerçekleştirmeniz, hem size zaman kazandıracak, hem de kafa karışıklığı yaşamamış olacaksınız.

-SPOR YAPMAK- Düzenli yapacağınız yarım saatlik yürüyüşler, zihninizi, bedeninizi ve ruh sağlığınızı korumak için, son derece faydalı bir aktivitedir.

-SİSTEMLİ UYKU VE BESLENME- Her gün belli saatlerde uyku ve yemek düzenini sağlamak, hem odaklanmanızı güçlendirir, hem de vücudunuzun sağlıklı bir şekilde dengede kalmasını sağlar.

Umarım verdiğim bilgiler, sorularınızın karşılığı olmuştur. Herkese, sağlıklı ve umut dolu güzel günler diliyorum, sevgiyle kalın...❤


SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)

1 Ağustos 2022 Pazartesi

 TÜRKİYE'DE KADIN OLMAK !






jjjgbnjjyk.djdjgdoıjdıjdıojtjhohsuy0suyseuysysu0uu6ejtogdogue0etedfluy9eerıorıeıeıreıttprtegkghgsgjoıısjgsootetıooıeı9ıtotwepootıeteotepypıywıjhlbncnhoyjohruyyuyrııyryjhljhp.


jhkjhkhoıuı.hyygıuuıuou,xşkpoktpkdogue0etedfluy9eerıorıeıeıre8ıttprtegkghgsgjoıısjgsootetıooıeı9ıtotwepootıeteotepypıywıjhlbncnhoyjohruyyuyrııyryjhljhpihnbcnbyeuyyueyueyueyueuyeyeyıjylnşlvbmfohhdyu !


rıorıeıeıre4ıttprtegkghgsgjoıısjgsootetıooıeı9ıtotwepootıeteotepypıywıjhlbncnhoyjohruyyuyrııyryjhljhpihnbcnbyeuyyueyueyueyueuyeyeyıjylnşlvbmfohhdyu09yu0yt0yuyuodfjohohjyuudhd9unm0ünündrü*6üüıuüd6üddüü9uüduouyd !!!


Yazımdan hiç bir şey anlamadınız değil mi ? İşte ülkemizdeki karanlık zihniyetli bazı kesimlerin, biz kadınlara olan bakış açısı da aynen böyle .Hiç bir şeyi anlamadan sadece konuşmak ! Oysaki dünyaya gelişleri ,bir KADIN tarafından gerçekleşti...


Fazla söze gerek olmadığını düşünerek, bizleri yakından tanıyan, eşsiz bir liderin sözleriyle yazımı tamamlamak istiyorum. “Ey kahraman Türk kadını, sen yerlerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” Teşekkürler ATAM...



SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)

13 Haziran 2022 Pazartesi

 GİDİŞİNDE ZARAFETİ OLMALI !

WWW.gazetekalem.com dikenlikalem.blogspot.com/




Her toplantının bir açılış, bir de kapanış konuşması olduğu gibi, ilişkilerin de bir başlangıç, bir de geldiği nokta vardır. Kimi mutlu deryalara yelken açarken, kimi ise ayrılıkla sonuçlanır. Burada önemli olan, ilişkiyi nasıl bitirdiğiniz ve ne şekilde gittiğinizdir. Çünkü ayrılmak da bir sanattır. İnceliği ve medeni olmayı gerektirir. Günümüzde yaşanan bir çok ilişkiye baktığımız zaman, ardında kafa karıştıran bir sürü soru işaretleri, nedeni bilinmeyen davranışlar, sıkıntılı bir süreç ve sonunda göz yaşıyla birlikte hüsran... Neden yüzleşmekten korkuyorsunuz ? Bir insanla yola çıkıyorsunuz ve bir başlangıç yapıyorsunuz. Onunla duygularınızı, yıllarınızı, anılarınızı acılarınızı ve mutluluğunuzu paylaşıyorsunuz. Siz onun için, karşı tarafta sizin için emek harcıyor. Yeri geliyor aşkınız ve sevginiz uğruna bir çok şeyden vazgeçiyorsunuz. Kah acı çekiyorsunuz, kah mutlu oluyorsunuz. Fakat öyle bir gün geliyor ki, siz hiç bir şey söylemeden, aniden çekip gidiyorsunuz. Karşınızda ki insan her şeyden habersiz, kocaman soru işaretleriyle ortada kalıyor . Aynı hareket size yapılsa ne hissederdiniz ? Eminim ki, hakaretler, küfürler, ahlar ve soru işaretleri havada uçuşurdu. Buna inanın, açıklama yapmadan terk ettiğiniz kişi de, sizin için aynı duyguları hissediyor olacaktır. Hiç kimseyi incitmeyin ! KADIN veya ERKEK, karşınızda ki canlının önce İNSAN olduğunu sakın aklınızdan çıkartmayın. Onunda bir var oluş sebebi, hisleri ve duyguları var. Ne için terk edildiğini bilmek, onun da en doğal hakkıdır. Siz ona bir açıklama yapmazsanız, kişi kendisinde olan yanlışları veya doğruları nasıl bilebilir ki ? Birlikte olduğunuz insanda uyandırdığınız duyguların, tıpkı bumerang misali nasıl şiddetli bir geri dönüşü olduğunu, tahmin bile edemezsiniz. Bunun vicdani kısmını, ömrünüz boyunca taşımayı göze alıyor musunuz ? Hiç birimiz mükemmel değiliz. Hepimizin hataları ve kusurlarının olduğu bir gerçek. Fakat birilerini bilmeden kırarak, aynı hareketi yapmaya devam ediyorsak, bu karşı taraftan bize bir uyarı gelmediği içindir. Medeni insanların, konuşarak halledemeyeceği hiç bir şey yoktur. İlişkiler enerjiden oluşur. Hissettiğiniz olumlu veya olumsuz duygularla etrafa bir enerji yayıyorsunuz. Yani karşınızda ki insana, duygusal anlamda borçlanıyorsunuz. Kainat ise bu borcu, eninde sonunda size bir şekilde ödetiyor. Yani bu durumdan kaçış yok ! Şimdi düşünebiliyor musunuz, hiç bir şey söylemeden, üzüntü içinde bırakarak terk ettiğiniz kişiye, nasıl bir borç ödeyeceğinizi ! Lütfen rol yapmayın. Sevmediğiniz halde, seviyorum diyerek insanların hisleriyle oynamayın. İlişki iki kişiliktir, sakın bencil olmayın. Karşı tarafı anlamaya çalışın. Onun da bir yürek taşıdığını unutmayın. Teşekkür etmeyi ve hayatınıza kattığı güzellikler için, onu onurlandırmayı ihmal etmeyin. Onunla konuşmadan, onu aldatarak ve inciterek, ani sessiz gidişlere yeltenmeyin. Unutmayın ki, yaralı kişi sizi affetse bile, evren bunu asla affetmiyor ! Gitmek isteyene dur diyemeyiz, ama insani bir davranış illaki bekleriz. Herkese mutluluk dolu birliktelikler diliyorum...❤️
SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU ***** (5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)

30 Mayıs 2022 Pazartesi

İNSANI İNSANA ANLAT...!


WWW.gazetekalem.com dikenlikalem.blogspot.com/


SANAT, en genel anlamıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olarak tanımlanıyor. Tarih boyunca neyin sanat olarak adlandırılacağına dair fikirler, sürekli değişmiş olup, bu geniş anlam zaman içinde değişikliklere uğrayarak, yeni tanımlara sebep olmuştur.


 


Sahne sanatları içinde önceliğim, her zaman TİYATRODUR. Çünkü tiyatro, 'İnsanı, insana, insanla ve insanca anlatma sanatıdır''. Hayranı olduğum ve eserlerini büyük bir keyifle okuduğum, dünyanın önemli oyun yazarlarından birisi olan William Shakespeare ve daha bir çok yazar, eserleriyle tüm dünyaya önemli mesajlar vermişlerdir. .




Kısa süre önce, Ankara Şinasi Sahnesinde izlediğim ''EZOP'' oyunu, beni çok etkiledi. Gerek mitolojik konusu, gerek oyuncuların göstermiş olduğu güçlü performans, gerek sahne dekoru ve oyuncu kostümleri, belli ki özenli, detaylı ve başarılı bir ekip çalışmasının göstergesiydi. Bir sanatsever olarak, şahsım adına çok mutlu oldum ve gurur duydum.




Bu güzelliği biz sanatseverlere yaşattığınız ve başkentimiz ANKARA'ya misafir olduğunuz için, ''TARSUS ŞEHİR TİYATROSU'' oyuncularına, teknik ekibe, bu muhteşem tablonun oluşumunda katkı sağlayan, değerli tüm emekçi dostlarımıza, kendi adıma ve sanatseverler adına sonsuz teşekkürler ediyorum. İyi ki varsınız ve iyi ki sizleri tanıma fırsatımız oldu.



Ankara'da yaşayan sanat aşıkları bilirler, yıllardır hep şu sözleri duyarız, ''Ankara seyircisi çok zordur. Kolay kolay beğenmez ve çıtaları yüksektir''. Bir konser için şehrimize gelen değerli sanatçımız Işıl Yücesoy, bizlere sahneden şöyle seslenmişti, '' Ne zaman Ankara'da sahneye çıksam, heyecandan elim ayağım titriyor. Eğer seyirci gülüyorsa ilk aşama tamamdır. Eğer alkışlıyorsa muhteşem. Eğer ayağa kalkıp, hem alkışlıyor, hem de çığlık atıyorsa, bu iş tamam Işıl, sınavı başarıyla geçtik demektir'' Kendisini sevgiyle selamlıyorum.



Belki Ankara'mız, sanatın başkenti olduğu içindir. Belki de SANATA değer veren ve sanata aşık bir liderin, yani ''MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ün'' evlatları olduğumuz içindir...



SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)