19 Ocak 2026 Pazartesi

 “BİZE NE OLDU”



Bir sabah ansızın saygısız uyanmadık.
Ama her susuşta biraz daha kabalaştık.

Nezaketi bir gecede terk etmedik;
görmezden geldikçe alıştık.
Biz bu değerleri kaybetmedik.
Göz göre göre geri çektik.

Sessizce.
Fark etmeden.
Önce sabrımız tükendi.
Beklemek istemedik.
Dinlemek istemedik.
Anlamaya çalışmak yerine
cevap yetiştirdik.

Sonra dilimiz sertleşti.
Sözler keskinleştikçe
kalpler köşelendi.
Kırmak kolaydı,
onarmak zahmete dönüştü.

Adalete olan inanç örselendikçe,
“iyi” olmak safça sayıldı.
Nezaket karşılıksız kalınca
aptallıkla karıştırıldı.

Saygı, güçsüzlük sanıldı.
Kabalık, cesaret gibi pazarlanmaya başlandı.
Kalabalıklar çoğaldı
ama insan azaldı.
Birbirimize temas ettik
ama vicdanımıza dokunmadık.

Bize hep şunu öğrettiler:
“Önce kendini koru.”
Kimse eklemedi:
“Başkalarını ezmeden.”

Yorulduk.
Geçim derdi, gelecek korkusu,
güvensizlik, öfke…
Hepsi omuzlarımıza yığıldı.
Ama yorgunluk,
kabalığın mazereti değildir.

Çünkü saygı ve görgü,
rahat zamanların süsü değil,
zor zamanların sınavıdır.
Ve o sınavdan
pek çoğumuz kaldık.

Biz nezaketi kaybetmedik aslında.
Onu savunmayı bıraktık.
Hatırlatmayı ayıp saydık.
Kabalığa sessiz kaldıkça
ona alan açtık.

Ama hâlâ geç değil.
Bir cümleyi yutmakla,
bir özürle,
bir teşekkürle
başlayabiliriz.

Çünkü bir toplum,
yüksek sesle değil
yüksek ahlakla ayakta kalır.
Ve bazı değerler vardır;
hatırlandığında değil,
savunulduğunda yaşar.

Sevtap Kürkçüoğlu
***