3 Şubat 2019 Pazar


SAHTE KAHRAMANLAR ! 


Oldukça önemli ve bir o kadar da TRAVMA yaratan bir durumdan, yani bugüne dek bildiğimiz süper kahramanların ve bazı oyuncakların, çocuklara ne denli zarar verdiğinden söz etmek istiyorum.


Bu konuyla ilgili görüşlerini bizlerle paylaşan ,Aile danışmanı ve rehberlik öğretmeni sevgili dostum Duygu Sakarya, Çocuklarımız için oyuncak seçerken, içinde bulunduğu gelişimsel dönemi de göz önünde bulundurarak, dikkat edilmesi gereken çok önemli noktalar olduğunu vurguluyor ve sözlerine şu şekilde devam ediyor; 



''Özellikle, bilişsel ve duygusal gelişimine doğru katkı sağlayacak ürünler tercih edilmelidir. Piyasadaki bir çok oyuncak bebek, tek tip olup hepsi çok ince, uzun bacaklı, sarı saçlı ve renkli gözlü olarak tasarlanmaktadır.. Aynı şey erkek figürler için de geçerlidir. Yani “MÜKEMMEL BEDENLER'' ! ''



''Bu tür bebeklerin, çocuk gelişiminde olumsuz örnek niteliği taşıdığına inanıyorum. O bebeklere özenip onlar gibi olmak istiyorlar. Yeğenim esmer bir kız ve 4 yaşındayken “saçlarım keşke sarı olsaydı” dediğini hatırlıyorum. Önemli olanın dış görünüşümüz olmadığını, farklılıklarımızla güzel olduğumuzu ve bizden her anlamda farklı olana anlayışlı olmayı öğretmeye çalışırken, bu bebekler “KUSURSUZ” görünüşte bir imaj çizmektedirler. Tek TİP güzellik ve standart bir giyim algısı yaratılıyor. Dolayısıyla cinsiyetçi roller de dayatılmış oluyor.'' 



''Çocuklarımız bu bebeklere özeniyor. Onu bir oyuncak gibi değil, gelecekte olmayı hayal ettiği kişi olarak görüyor ! Üstelik yaratıcılığa da olumlu bir katkısı olduğu söylenemez, çünkü roller hazır !!! Fakat çocuğun bebeğine elbise dikmesine izin verirseniz, hem çocuğun yaratıcı gücünü ortaya çıkartmış olursunuz, hem de sorunu biraz da olsa çözüm noktasına taşırsınız ''



''Aileler, çocuğun gerçekle hayal ürünü arasındaki farkı öğrenmesini de sağlamalıdır. Eğer çocuklar bunu ayırt edemezse, günlük yaşamda karşılaştığı bazı deneyim ve duygularla başa çıkmakta zorlanır. Hatta o SÜPER KAHRAMANLARIN yaptıklarını yapmak gibi bir tehlikeye de açık hale gelirler ki, bunların örnekleri ne yazık ki yaşandı ve yaşanmaya devam etmekte.'' 



''Kusursuz figürleri oyuncak olarak çocuklarımıza sunduğumuzda, başarısızlıklar karşısında yaşadıkları hayal kırıklığı da artacak ve mücadele etme özellikleri azalacaktır. Bu nedenle aileler, daha az yapılandırılmış, yaşam becerilerini de destekleyecek oyuncaklara yönelerek, (Lego vb) buradaki dengeyi sağlamış olacaklardır'' diyor sevgili dostum Duygu Sakarya. Bizleri aydınlattığı için, kendisine çok teşekkür ediyorum. 



Ayrıca şunu da eklemek istiyorum, Pedagoji Derneğinin çocuklar üzerinde yapmış olduğu bir araştırma gösteriyor ki, SAHTE KAHRAMANLARI ve MÜKEMMEL formda ki bebekleri rol model alan çocuklar da, ''Öz güven eksikliği'',''Depresyon'',''Anoreksiya Nervoza ve Bulimiya Nervoza''(kusma hastalığı),''Şiddet eğilimi'',' 'Davranış bozukluğu'' gibi, daha bir çok psikolojik rahatsızlığın meydana geldiğini ve bu hastalıkların son zamanlarda hızla artış göstererek yaygınlaştığı gerçeğini de gözler önüne seriyor.



Ne yazık ki, her şeyde sınıfta kaldığımız gibi, bu dersten de geçer not alamadık ! Çocukların, sanal ve de sahte dünya ile olan yakın ilişkilerine mesafe koyup, gerçeklerle yüzleşmelerine imkan verirsek eğer, sanırım o zaman ayağı yere basan sağlıklı bireyler yetiştirebiliriz. Aksi takdirde, bu sahte döngü içinde hepsi birden girdaba kapılarak, yok olup gidecekler...




SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)

21 Kasım 2018 Çarşamba

KÜRÜNDEN KABARE …






Dün akşam,beni derinden sarsan ve tüm seyircinin ağlayarak ayakta alkışladığı,tek kişilik bir tiyatro oyunundan, yani KÜRÜNDEN KABARE'den bahsetmek istiyorum...



Oyun,ülkemizde ki bazı kesimlerin ısrarla kabul etmek istemediği,dışladığı,ötekileştirdiği,itip kaktığı,acımasızca eleştirdiği, gerek psikolojik, gerekse fiziksel ŞİDDET uyguladığı bir azınlıktan,yani LGBTİ üyelerinin (LEZBİYEN, GEY, BİSEKSÜEL,TRANSGENDER,İNTERSEKS) drama dönüşmüş hayatlarından bahsediyor...



Hepimizi kah hıçkırıklara boğup ağlatan,kah kahkahalarla güldüren ve hepsinden önemlisi,böyle bir konunun önemini vurgulayıp FARKINDALIK yaratan,değerli oyun yazarı ve oyuncu SEYHAN ARMAN'a sonsuz teşekkürler ediyoruz.


SEYHAN ARMAN KİMDİR ? 


Seyhan Arman, Türk tiyatro, sinema, dizi oyuncusu ve drag queen,yani bir TRANSSEKSÜEL dir. Aynı zamanda bir insan hakları aktivistidir.1994 yılında tiyatro ile oyunculuğa başlamış, Dilruba Saatçi'den oyunculuk eğitimi almış ve Engin Alkan'ın oyunculuk workshop'ına katılmıştır. But Kısa Film Yarışması'nda jüri üyeliği yapmış ve ayrıca bir çok dalda çeşitli ödülleri bulunmaktadır...


Herkesin bu oyunu mutlaka izlemesi gerektiğini düşünüyor ve LGBTİ azınlığa yapılan her türlü ayırımcılığı şiddetle kınıyorum …



SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU 

(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)

21 Ağustos 2018 Salı

HER GÜNÜNÜZÜN ''BAYRAM'' TADINDA GEÇMESİ DİLEĞİYLE,MUTLU BAYRAMLAR …








SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(Her hakkı saklıdır)

27 Mayıs 2018 Pazar



KONU KOMŞU NE DER ? 



Bırakın ne derlerse desinler, SİZE NE ? Ayrıca sizin yaptıklarınızdan,ONLARA NE ? 



Toplumda ki kuralları kim belirliyor? Neye göre, kime göre ayıplar günahlar şekilleniyor ? Bu konu komşu dediğimiz kesim,durmadan konuşan ve eleştiren ikinci,üçüncü şahıslar kimdir ? 



Öyle TRAJİ-KOMİK olaylar yaşıyoruz ki,insanın ağzı açık kalıyor.Mesela doğumunuzdan başlayarak,hayatınızın nasıl olması gerektiğine kadar bu şahıslar karar veriyor.Ne YEMENİZ gerektiğine, nasıl GİYİNMENİZ gerektiğine,kiminle EVLENECEĞİNİZE,davranışlarınıza,hangi okullarda okuyacağınıza kadar, EL ALEM çetesi karar veriyor.



''Aaa çok ayıp kızım,hiç öyle gülünür mü,sonra el alem sana ne der ?'', ''Yapma oğlum, o kızla bir daha görüşme,bizi konu komşuya rezil etme'','' O kadar dans edilir mi hiç, el alem sana kim bilir neler söyler''...



Der derr derr, bunlar durmadan der de derler ! Bir insanı el alemin yönetmesi ve hayatını onlara göre şekillendirmesi ne kadar ACI bir durumdur.Sizce de öyle değil mi ? 



Peki neden onlara teslim oluyoruz ? Bizim bir aklımız, bir çizgimiz,bir duruşumuz yok mudur ? Tüm hayatımızı, KONU-KOMŞU denilen zavallı bir örgütün eline teslim etmek,size ne kadar doğru geliyor ? 



Düşünsenize, aşık olduğunuz bir insandan,sırf üçüncü şahıslar tepki gösterdiği için, kolayca vazgeçebiliyorsunuz .İstediğiniz bir okulu seçip, keyifle okumak varken,onların tercihleri doğrultusunda hareket ediyorsunuz.Sizin nerede gülmeniz,nerede ağlamanız gerektiğine bu çete karar veriyor.İçip içmeyeceğinize, gezip gezmeyeceğinize onlar müdahale ediyor.



Siz kahkahalarla gülüyorsunuz,onlar asık suratla size bakıyorlar.
Bu topluluk, hayatı boyunca iç huzuru yakalayamamış,başkalarının dedikodusunu yaparak bundan beslenen,insanların hayatına karışmayı kendisine hak görerek egosunu tatmin etmeye çalışan ve öz güven sorunu yaşayan bireylerden oluşmaktadır.Bu güne dek, başkaları tarafından sürekli eleştiriye maruz kalarak,yapmak istediği bir çok şeye set çekildiği için,bastırılmış duygulara sahip mutsuz karakterler...



Peki ne yapmamız lazım ? 



Kendinizden asla taviz vermeyin.Olduğunuz gibi davranın. El alem çetesinden, mümkün olduğu kadar uzak durun. El alemi yok sayın demiyorum, ama sizin üzerinizdeki etkisine dikkat edin.Başkalarının hakkınızdaki düşüncelerini alırken, süzgeçten geçirin.Bu insanların tercihlerinizde etkili olmasına izin vermeyin.



Hayatınızın kumandasını, EL ALEME teslim etmemeniz dileğiyle ! Herkese MUTLU bir ömür diliyorum ...




SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)

19 Mayıs 2018 Cumartesi

''Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim''...Ulu önderimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün de söylediği gibi...Umudumuzu her daim taze tutarak,yolumuzu aydınlatmalıyız.19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız,hepimize kutlu olsun...











SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(Her hakkı saklıdır)