7 Mayıs 2022 Cumartesi

SADECE BİR GÜN DEĞİL...


WWW.gazetekalem.com dikenlikalem.blogspot.com/





Her anneler gününde, beni oldukça rahatsız eden bir konudan bahsetmek istiyorum sizlere. Vatandaşın zorlu sınavlardan geçtiği, gergin ve huzursuz dönemler yaşamaktayız. Daha anneler günü gelmeden, haftalar öncesi başlayan reklamlar, milleti maddi manevi baskıya sokarak, bunalım yaratmaya devam ediyor. Yok annenize şu hediyeyi değil de bu hediyeyi alın. Efendim bu hediye az gelir, daha büyüğünü alın. Aman annenizi unutmayın ! Mutlaka bir şey alın da, ne alırsanız alın diye diye, vatandaşı şaşkına çeviriyorlar.


Bu tuzağa düşen çocuklar, eğer annesi hayattaysa ve hediye alamamışsa kendisini suçlu ,çocuğundan hediye gelmeyen anne ise sevilmediğini düşünmeye başlıyor. Yani hepimiz manipülasyon (yönlendirme) kurbanı oluyoruz. Sevginin ölçüsü, mutlak maddiyatla mı eşdeğerdir ?


Kısa süre önce dinlediğim bir hikaye, beni oldukça derinden yaraladı. Bunu sizlerle paylaşmak istiyorum...


Geçen gün yolda yürürken, kaldırım kenarında çorap satarak harçlığını çıkartmaya çalışan, 16 yaşlarında bir delikanlıyla karşılaştım. Sohbet etmeye başladık. Derken konu konuyu açtı ve hüzünlü olan hayat hikayesinden bahsetti. Bundan yıllar önce, annesinin babası tarafından kurşunlanarak öldürüldüğünü, kendisine belli bir süre teyzesinin baktığını, fakat onunda maddi zorluklar içine girdiğini ve kendisini küçük yaşta istemeyerek de olsa, yetimhaneye bıraktığını buğulu gözlerle ifade etti.


''Ben anneme doyamadım ablacığım. O yüzden yüreğim yaralı. Ne zaman ''Anneler Günü'' gelse, içim kan ağlıyor. Anneleri olan çocuklara, imrenerek bakıyorum'' diyor...


İşte hayatını bu küçük yaşında çorap satarak kazanmaya çalışan, öksüz bir yavrudan, yani Aziz'in dram dolu hikayesinden bahsettim sizlere. Ülkemizde Aziz gibi olan, milyonlarca evladımız var. Anneleri hayatta olmayan ve yoksul çocuklar...


Evet biraz duyarlı olup, bu işi lütfen çok da abartmayalım. Her şeyi maddiyatla ölçmeyip, anne şefkatinden uzak evlatlarımızı üzmeden, çocuklarımıza sevginin sadece bir gün değil, her gün olduğunu ve asla parayla satın alınamayacağını, yürekten gelen bir tebessümün bile paha biçilmez değerde olduğunu, bir zahmet öğretelim.


Annesi hayatta olan olmayan, içinde sevgiyle bu duyguyu taşıyan ve de yaşatan tüm kadınlarımızın, her gününü yürekten kutluyorum...



SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)

3 Mayıs 2022 Salı

 MAURİCE RAVEL "BOLERO"


WWW.gazetekalem.com dikenlikalem.blogspot.com/




Yıllardır dinlemekten bıkmadığım, muhteşem bir klasik eserdir RAVEL'in BOLERO 'su...
Bu eserin hikayesini ve bununla ilgili güzel bir detayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Eminim bundan sonra ''Boleroyu'' her dinlediğinizde, hem daha keyif alacaksınız, hem de daha dikkatli dinleyeceksiniz.
Bolero, genellikle sanıldığı gibi bir konser parçası değil, bale müziğidir. Bir İspanyol içki evinde ortada yer alan büyük bir masa üzerindeki kız, çevresindekileri dansa çağırır ve Bolero başlar. Kararlı tempoda, sınırlı biçimde, gene sınırlı melodi, armoni ve ritimde işlenmiş bir eserdir.
Tek değişiklik orkestra tınısındadır. Temanın her tekrarında, topluluğa yeni bir çalgı katılır ve ses bileşiminin rengini değiştirir. Sonlara doğru beklenmeyen bir vurgu ile gerginliğin birikimini boşaltır ve parça biter.
Balerin Ida Rubinstein'a adanan ve ilk kez 1928'de Rubinstein'in Paris'teki resitalinde halka sunulan eser, ilk günden beri büyük ilgi toplamıştır.
Ravel, tek bir melodiden oluşan parçada, değişen orkestra renklerini kullanan ve alçaktan başlayan ses düzeyini 16 dakika içinde en yükseğe ulaştıran yorumu ile, usta, cesur ve büyük bir besteci olduğunu kanıtlamıştır. Bolero, ilk kez bir klasik müzik parçasının plak dünyasında, bir numara olmasını sağlamıştır.
Herkese müzik dolu güzel bir hayat diliyorum. Ruhunuzu gıdasız, yüreğinizi sevdasız bırakmayın...

SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU ***** (5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)

23 Nisan 2022 Cumartesi

 SEN MUTLU OL ÇOCUK !






Bu sene, 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI' nın 102. yılını kutluyoruz. Bu kadar önemli ve de anlamlı bir günde, hem içinde bulunduğumuz kötü giden ekonomik şartlar, hem de psikolojik açıdan yaşamış olduğumuz depresif durumlar, ne yazık ki milletimizi bir bilinmeze doğru sürüklüyor...

Fakat şartlar ne olursa olsun, bu yaşananlar hiç birimizin enerjisini düşürmesin ve çocuklarımızın heyecanını kursaklarında bırakmasın. Çünkü bu mutluluğu yaşamamıza hiçbir güç engel olamaz, ne şimdi ne de sonra...

Nazım Hikmet'inde söylediği gibi, ''Güzel günler göreceğiz çocuklar'', hatta daha da coşkulu ve daha da mutlu. Unutmayalım ki, biz istersek her şey mümkün hale gelir. Şu andaki tek hedefimiz bu karanlık günleri hep birlikte sağlıkla aşarak, gelecek aydınlık günlerimize bir an önce kavuşmak olacaktır.

23 Nisan tarihinden duyduğum mutluluk, benim için çok şey ifade etmektedir. ! Çünkü 3 sene önce bir ilke imza atarak,5 kişiden oluşan ekip arkadaşlarımızla birlikte,19 Mayıs 1919 un 100.yıl dönümü kapsamında organize edilmiş olan, zorlu bir mücadeleyi zaferle tamamlanış olmanın, mutluluğunu yaşamaktayız.

''Kurtuluştan Kuruluşa Tam Bağımsızlık'' serüvenimiz, 23 Nisan'da Samsun tütün iskelesinden Ankara'ya doğru, tam 517 km devam ederek,19 Mayıs saat 19:19 da Atamızın huzurunda gururla sona ermiştir.

Bir Cumhuriyet kadını olarak, Atamızın izinden giderek bu yolları keşfetmenin ve bir ilke imza atarak tarihe geçmenin onurunu taşımaktayım. Bu duygu nasıl ifade edilir bilemiyorum ama, şunu söyleyebilirim ki, bu duygu anlatılmaz sadece yaşanır...

Her anlamda hissettiğimiz bu zorlu sürecin, en kısa zamanda aydınlığa kavuşacağının kuvvetli inancı içinde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın, 102.yılını yürekten kutluyor, ülkemizin kurucusu ulu önderimiz, ''GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'' ve silah arkadaşlarını sonsuz şükran ve minnetle anıyorum...




SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)

19 Temmuz 2021 Pazartesi




Güneşin her gün inatla doğduğunu hatırlayarak, umudunuzun hiç bir zaman sönmemesini diliyor ve BAYRAMINIZI yürekten kutluyorum...




SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)






8 Temmuz 2021 Perşembe

 NASILSIN, SÖYLER MİSİN ?




Hepimize ''NASILSIN'' diye sorulduğu vakit, ''İyiyim'' veya ''Kötüyüm'' kelimelerinin haricinde, ruh halimizi bir şeylere benzettiğimiz çok ilginç durumlar ortaya çıkıyor. Tıpkı rahmetli sanatçı, Barış Manço'nun da şarkısında dile getirdiği gibi, ''Bugün kendimi ''Hıyar'' gibi hissediyorum'' WWW.guzelankaram.com


Buradan yola çıkarak, şimdiye dek sorduğum ''NASILSIN'' sorusunun karşılığında, insanlardan aldığım yaratıcı ve bir o kadarda komik bulduğum cevaplardan bazılarını, sizlerle paylaşmak istiyorum...

-Sıcaktan hararet yapmış, önden çekişli araba gibiyim...

-Kapının arasına sıkışmış, mor ve acılı bir parmak gibiyim...

-Tost makinasına atılmış zeytinli ekmek gibiyim, sıcak ve ezik...

-Kaçmaya çalışan, fakat korkudan köşeye sinmiş fare gibiyim...

-Terden ıslanmış, vücuda yapışan eski bir penye gibiyim...

-Çaya batırılan gofret gibiyim, erimiş ve düşmeye hazır...

-Ters dönmüş hamam böceği gibiyim, sürekli debelenen...

-Karaya vurmuş balık gibiyim, çaresiz ve susuz...

-Hızla akan bir çağlayan gibiyim, mutlu ve yerinde duramayan...

-Gözüne araba farı tutulmuş kirpi gibiyim, şaşkın ve sinirli...

-Süpermen gibiyim ! Her yere uçmak istiyorum, heyecan dolu...

-Zifti yeni dökülmüş sıcak bir asfalt gibiyim ! Harç arabaları üzerimde geziniyor...

-Ağacın tepesine tırmanmak isteyen maymun gibiyim, sevinçten hangi dala zıplayacağımı bilemiyorum...

-Yağmurda ıslanmış bir köpeğin, tüylerinden atmak istediği su tanecikleri gibiyim. Değersiz ve de itilmiş hissediyorum...

-Yıkanmayı bekleyen çamurlu bir bez gibiyim, sabırsız ve çok gerginim...

-Kendi kalesine gol atan dalgın bir futbolcu gibiyim. Ne yaptığını bilmeden sağa sola savrulan...

-Sahnede söyleyeceği şarkının sözlerini unutan ve seyirciler tarafından yuhalanan deneyimsiz bir şarkıcı gibiyim. Şaşkın ve de mahcup...

-Tarlada açmış kırmızı gelincikler gibiyim. Canlı, hassas, dikkat çekici...

-Sırtına semer vurulmuş eşek gibiyim. Kullanılıp her şeye sürülen...

-Yeni alınmış bir elbise gibiyim, giyileceği günü sabırsızlıkla bekleyen, heyecanlı ve neşeli...

-Resim çekmek için bir tavşanı bulan ve kameraya bakarak gülümsemesini bekleyen bir fotoğrafçı gibiyim. Sabırlı ve tuhaf...

Bizim nasıl olduğumuz belli de esas ''SEN NASILSIN TÜRKİYE'' ?


SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)