4 Ocak 2023 Çarşamba

 GORDİON ODA ORKESTRASI


WWW.gazetekalem.com.tr dikenlikalem.blogspot.com/
https://instagram.com/sevtapkurkcuoglu

Sizlere genç yeteneklerden, yani "Gordion Oda Orkestrası" üyelerinden ve bu oluşumun nasıl doğduğundan bahsetmek istiyorum. Gurubun sözcüsü, aynı zamanda piyanist, besteci ve orkestra şefi olan, sayın Yiğitcan Gözoğlu'nun penceresinden, işte "GORDİON ODA ORKESTRASI".


Kendi deyimiyle, yıllarının hayali olan bu muhteşem orkestrayı kurma fikri, ilk olarak ülkemizde bulunan
Barok orkestraların azlığından ve devlet orkestralarının geçmiş yıllarda açtığı ve doldurmuş oldukları
kadrolarından dolayı hasıl olmuş. Kurucumuz ve liderimiz "Mustafa Kemal Atatürk’ünde dile
getirdiği gibi, “Ümidim gençliktedir” parolası ile yola çıkan bu orkestra, içinde birçok konservatuvar
öğrencisini barındırmakta ve onlara mesleklerini icra edebilme fırsatı sunmaktadır. Orkestra 2022
Haziran ayı başında kurulmaya başlamış ve bu kuruluş sürecini Haziran ayı sonunda, bir oda
orkestrası büyüklüğüne gelmeyi başararak tamamlamış.

"Orkestramızın en büyük hedefi, genç sanatçılara mesleklerini icra edebilme şansı vermesidir diyor, sayın Yiğitcan. Bu yalnızca orkestracılık anlamında değil, solistlik anlamında da kendilerini gösterebilme yolunu
onlara açmaktır. Orkestramız ilk konserlerindeki solistlerini, orkestramız bünyesindeki sanatçıları
değerlendirerek konserlerini yapacak ve Barok müziği tüm halkımızla buluşturacaktır" açıklaması yapıyor.


Peki neden barok müzik dedik sayın Yiğitcan'a?

"Barok dönem, Rönesans sonrasında insanlığın medeniyetleşme anlamında en büyük adımları
attığı dönemdir. Bu adımları sanat olarak inceleyecek olursak, mimaride, resimde, heykelde ve
müzikte görmemiz mümkündür. Kendine has bir üslubu olan bu dönem eserleri, maalesef
günümüzde hak ettiği değeri görmemektedir. Amacımız Gordion Oda Orkestrası olarak bu dönem
eserlerine hak ettikleri ilgiyi göstermek ve bu eserleri seyircimizle buluşturmaktır" diyor.

Orkestranın geleceğini, nasıl tasarlıyorsunuz diye sorduk ?

"Orkestramızın adının Barok Orkestrası değil de Oda Orkestrası olmasının belirli sebepleri var.
Barok müziği değerli seyircilerimize seslendirmemizin yanı sıra, bizler tüm dönemlere aynı saygıyı duyuyoruz ve aynı hassasiyetle bu eserleri de zaman içerisinde seslendirmeye devam edeceğiz. Bunun için yine kadromuzu genişletmeye ve çeşitli oda müziği grupları oluşturmaya gayret ediyoruz. Gordion Yaylı Dörtlüsü ve Gordion Üflemeli Beşlisi bunlardan yalnızca ikisidir" diyor orkestra şefi.

Destek ve sponsorunuz var mıdır diyoruz genel sanat yönetmeni Yiğitcan'a ?

"Şu anda halihazırda bir sponsorumuz bulunmamaktadır. Tüm yapacağımız konser ve
etkinlikleri, yapacağımız bilet satışlarından tedarik etmekteyiz. Umarım bu güzel oluşumu
desteklemek isteyenler de olacaktır. O zaman çalışmalarımıza çok daha büyük bir şevkle tutunup,
müziğimizi ortaya koymak istiyoruz" açıklaması yapıyor.


Bu güzel söyleşi için, öncelikle genel sanat yönetmeni sayın Yiğitcan Gözoğlu'na ve bizleri sanatlarıyla büyüleyen Gordion String Quartet sanatcıları 1.Keman-Deniz Dilan Gözoğlu'na, 2.Keman-Ezgi Ergin'e, Viyola-Derya Dilay Akar'a ve Viyolonsel-Doğuş Ergin'e sonsuz teşekkürler ediyor ve sanat hayatlarında başarılar diliyoruz. Sevgiyle ve Sanatla kalın ❤

SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)

30 Aralık 2022 Cuma


 2022’ye ''güle güle'' demeye, yeni bir yıla, yani 2023'e ''MERHABA'' diyerek kapılarımızı açmaya saatler kaldı. Geride bıraktığımız her ne varsa, daha iyisini yeni yılda yeni baştan inşa etmeye, umudumuzu yeşertmeye, heyecanımızı körüklemeye ve kendimize olan inancımızı, daha da güçlendirmeye hazır mıyız ? Umudun olduğu her yerde, mucizeler çiçek açarmış. Unutmayalım ki PATRON BİZİZ ! Her şeyi değiştirmek de bizim elimizde. O zaman gelsin yeni yıl tüm güzelliği ve sürprizleriyle ! Herkese ''MUTLU YILLAR'' diliyorum...

7 Aralık 2022 Çarşamba

 GECE O KADAR KİRLİYDİ Kİ, İKİSİ DE KAYBOLDULAR...


WWW.gazetekalem.com.tr dikenlikalem.blogspot.com/
https://instagram.com/sevtapkurkcuoglu


Geçenlerde, Çankaya Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezinde, 25.Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali kapsamında sahnelenen "Gece o kadar kirliydi ki, ikisi de kayboldular" adlı tiyatro oyununu, dostlarla birlikte keyifle izledik.

Brezilyalı yazar Punio Marcos'un muhteşem eserini yöneten, sayın Oksal Güracar'a, sahne performanslarıyla bizleri büyüleyen, oyuncu Burak Özdemirci ve Cem Çetin'e sonsuz teşekkürler ediyoruz.


TİYATRO, insanları insanla insanlara anlatma sanatıdır. Toplumun sosyolojik ve psikolojik açıdan yaşamış olduğu karmaşayı, kah komedi, kah dram ve kah trajedi türündeki görsel oyunlarla şekillendirip, seyirciyle arasında sıkı bir bağ oluşturmaktadır. Ayrıca bireylerin bir nebzede olsa, farkındalığını arttırmak ve hayal dünyalarını güçlendirerek, dünyayı başka açılardan görmelerini sağlamak gibi bir amaca da hizmet etmektedir.


Bu düşünceyle 2016 yılında yola çıkan "İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi Tiyatro Topluluğu" tamamen gönüllülük esasına dayalı olarak yoluna devam etmektedir. Kurulduğu günden bu güne, yönetmen sayın Oksal Güracar önderliğinde, farklı türlerde bir çok oyun sahneleyerek, çalışmalarını alkışlarla taçlandırmaktadırlar.


Bu sanat yolculuğunda, emeği geçen tüm güzel dostlarımızı yürekten kutluyor ve sanat yaşamlarındaki başarılarının, her zaman daim olmasını diliyorum. Sevgiyle ve sanatla kalın...


SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)

15 Kasım 2022 Salı

 ''MANİPÜLASYON (YÖNLENDİRME)"


WWW.gazetekalem.com.tr dikenlikalem.blogspot.com/
https://instagram.com/sevtapkurkcuoglu


Neden bu konu üzerinde ısrarla duruyorum ve neden manipülasyon ?

Çünkü gerek hayatımızın içinde, gerekse şu an bilinçli olarak maruz bırakıldığımız, karanlık bir girdaba doğru çekilmek isteniyoruz. Bu konu hepimizi ilgilendirdiği gibi, kafanızda çözemediğiniz bir takım soruların da cevabı olur mantığıyla, bu konuyu özellikle işlemek ve sizlere aktarmak istedim. Yazım uzun olduğu için, kendinize önce uygun fiyatlı güzel bir demli çay yapıp, daha sonra da rahatça arkanıza yaslanmanızı öneriyorum 😊

En kısa şekliyle MANİPÜLASYON, duygularınızı, zaaflarınızı ve inandığınız değerleri hedef alarak, bakış açınızı değiştirmeye ve şekillendirmeye yönelik sergilenen eylemlerin genel adıdır .

İkna, Hile ,Yalan, Göz Boyama, Hedef Şaşırtma, Yüceltme, Çamur Atma, Karalama, Duygu Sömürüsü, İnandırma, Kamuoyu Oluşturma, Kendi Haline Bırakma gibi de teknikleri vardır. Fakat işin içine bir de PSİKOLOJİK teknikler giriyor ki, bunun farkına bile varamıyorsunuz.

YALAN YOLUYLA MANİPÜLE ETMEK !

Dolandırıcıların en çok kullandığı metotlardan birisidir. Yalanlardan örülü yoğun bir ağ oluştururlar ve bu sistem, gerçekliği çarpıtarak sizi manipülasyon için bir kurban haline getirir. Bundan korunmanın tek yolu, uyuşmazlıkları kontrol etmek ve karşınızdakinin blöfünü fark etmektir. Örnek vermek gerekirse, telefon veya başka kanallarla size ulaşıp, ikna etmeye çalışarak, sizin özel bilgilerinizi ele geçirmek isteyebilirler. Bunu kesinlikle RED ederek, HAYIR diyebildiğiniz zaman, ancak bu durumdan korunabilirsiniz.

DUYGULARI SÖMÜREREK AVANTAJ SAĞLAMA !

Kişilere ve TOPLUMA uygulanabilecek en kötü manipüle etme metodudur. Duygusal olarak ele geçirilmiş veya tehdit edilmiş birçok kişi, asla yapmayacağı şeyleri yapmaya zorlanır. Psikopatlık eğilimi olan insanlar, bu metodu insanlara uygulamaya meyillidir. Böyle bir durumdan kendinizi kurtarmanızın yolu, duygularınızı kontrol altına alarak, mantık çerçevesinde hareket etmenizdir. Toplumumuz, her anlamda DUYGU SÖMÜRÜSÜNE çok açıktır. Mesela sokaktaki dilencilerin artması, belli kurumlar için ajitasyon yaparak insanlardan bağış toplanması, fahiş fiyatlarla fal bakılması gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Bunların artmasına engel olmak, sizin elinizdedir.

GÖZ BOYAMA VE KANDIRMA !

Daha çok pazarlama ve REKLAM şirketleri tarafından kullanılan bir manipülasyon taktiğidir. Bir şeyi, bir kişi ya da kitle önünde tekrar tekrar yaparsanız, bu onların muhakeme güçlerini ele geçirir. Bu tarz manipülatif insanlardan korunmanın tek yolu, dinlediğiniz şeyleri mantık süzgecinden geçirmek olabilir. Bazı şeyleri sırf insanlar öyle söylediği için kabul etmeyin ! İnanmadan önce araştırıp doğrulayın. Düşünce gücünüzü tekrar elinize almanız, bu konuda yapacağınız en iyi şeydir.

PROVOKASYON VE AŞAĞILAMA YÖNTEMİYLE EGOYU UYANDIRMA !

Politika, spor ve insan eylemlerinin olduğu diğer alanlarda, en büyük manipülasyon metotlarından birisi, provokasyon ve aşağılamadır. Bir insan provokasyon, aşağılama veya toplum önünde küçük düşürme aracılığıyla aptalca şeyler yapmaya zorlanabilir. Yıpratılmış bir EGO tehlikelidir ve manipülasyona müsaittir. Bu tarz bir yolla aptalca bir şey yapmak üzere provoke edildiğinizde, konu her ne olursa olsun yapacağınız şeyin bu tepkiye değip değmeyeceğini zihninizde tartın. Yıpratılmış egonuzun sizi deliye çevirmesine izin vermek çok kolaydır. Aptalca bir şey yapmadan önce bekleyin ve her şeyi bir süreliğine dondurun, böylece detaylı bir düşünme için zaman kazanırsınız. Provokasyon her zaman bir amaca yöneliktir ve bu amacı tamamen arkanızda bırakmadan tepki göstermeyiniz. Aksi takdirde yaptıklarının farkında olmadan tuzağa düşmüş birisinden farkınız kalmaz.

DEĞERLERE SALDIRI !

Sizin önem verdiğiniz ve saygı duyduğunuz bir takım değerlerinizi yerle bir etmeye yöneliktir. Sürekli aşağılayarak ve basitleştirerek, sizi de buna inandırmaya çalışıp, yok etmek istenir. Bundan kaçınmanın yolu, değerlerinizin size ait olduğunu kavrayarak, onlara sahip çıkıp, onları sonsuza dek korumak olacaktır. Ancak bu şekilde girdaba kapılmaktan kurtulursunuz.

ALGI YÖNETİMİ !

Kitlelerin kendi düşünceleri olamayacağı varsayımı üzerinden yapılan bu ikna yöntemi, sosyo-psikolojik manipülasyon olarak da adlandırılır. Yani zaten çeşitli bağımlılıklarla telkine açık hale getirdikleri insan topluluklarını, ''SÜRÜ PSİKOLOJİSİ'' üzerinden, düşünülmesi istenen yöne doğru itme ve yönlendirme çabasıdır. Sözünü ettiğim, ‘'ALGI AŞILAMA’' yollarından bazıları ,meşru bir propaganda gibi görünse de, gerçekte manipülasyondan ibarettir. Büyük YALANLAR söylemenin, bunları sıkça tekrar etmenin, dönem itibariyle en önemli araç olduğuna inanılmaktadır. Algı operasyonlarını izah ederken de, bunu not etmek gerekiyor. Sözünü ettiğim algı operasyonları, yalandan ve iftiradan hiç bir zaman bağımsız değildir.

HEDEF ŞAŞIRTMA !

Yani sağ gösterip sol vurmak gibi ! Sizin dikkatinizi başka yönlere çekerek, öbür taraftan, farklı planları hayata geçirme yöntemi. Bu taktiği alt etmenin yolu ise, zihninizi çekilmek istenen yöne doğru değil, esas öbür tarafta yapılmak istenen olaya odaklayarak aşmak olacaktır. Bu da araştırarak ve sorgulayarak gerçekleşebilir.

İTAAT ETTİRME !

Mahrum bırakma, insanları istemediği işlere sürükleyen bir diğer duygusal manipülasyon yöntemidir. Bu tarz bir manipülatif psikoloji, aile içinde ve sosyal yaşantıda zirve yapar. Mahrum bırakma, insanları itaat ettirmek için kullanılır ve kişilerin bunu yenmesi gerçekten çok zordur. Bağımsızlaşma ve kendi gelir kaynağınızı yaratmanız, bu manipülasyon tekniğinden kurtulmak için tek yoldur.

EGO ŞİŞİRME !

Çok yoğun duygusal manipülasyon metotlarından birisidir. EGO okşama, ilişkileri bile parçalama yetisine sahiptir. Yalanlarla beslenerek egonuz devasa boyutlara ulaşana kadar okşanır, böylece manipülatör sizi bir KUKLAYA dönüştürür. Kısaca KİBİR, felaketiniz olabilir. İnsan bu durumdan ancak, alçak gönüllü ve insanlar arasında adil bir kişi olmaya çalışarak kurtulabilir. Bir insanın bu bahsedilen tezgahlara ve duygusal tekniklere dikkat etmesi gerekir. Manipülasyon olumlu şekilde de kullanılabilir. İnsanlar iyi işler yapacak ve doğru seçimlerde bulunacak şekilde de manipüle edilebilir. Dış dünyanın olguları üzerinde kendi fikrinizi ve yargı biçiminizi oluşturmanız, bu tarz zihinsel manipülasyonların kurbanı olmaktan korunmanızı sağlar.

Her şeyin ötesinde, bu MANİPÜLASYON rüzgarından korunmanın tek yolu, birilerinin sizin yerinize düşünmesine asla izin vermeyip, sadece kendi adlarına fikir yürütmelerine müsaade ederseniz, ancak o zaman etkilenmemiş olursunuz. Öfkeyle, arzularla, hırslarla ve yalanlarla zihniniz arasına mesafe koyun. Hayat yürüyüşünde, bence temel kural budur. “Herkese kulak verin ama kendi doğrularınızı kendiniz belirleyin''. Bağımsız düşünce ve muhakeme yeteneği, sizi her zaman için, MANİPÜLATİF tuzaklara düşmekten kurtarır.


Uzun lafın kısası, ''OKUYUN'', ''SORGULAYIN'' ,''ARAŞTIRIN'',''DÜŞÜNÜN'' ! Asla hiç kimsenin kuklası veya maşası olmayın ! Sevgiyle ve umutla kalın...

SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)

3 Kasım 2022 Perşembe

 DUYGULARIN SANATLA BULUŞMASI !


WWW.gazetekalem.com.tr dikenlikalem.blogspot.com/
https://instagram.com/sevtapkurkcuoglu


Sanatçı olunmaz, sanatçı ruhla doğulur diyorum. Çünkü içinizde sizi motive edecek bir ateş yoksa, bu iş inanın bana çok zor ! Ben böyle bir insanı çok yakından tanıyorum. Yaşadığı tüm duyguları, bazen yaptığı heykellere, bazen çizdiği resimlere, bazen de tasarladığı kahve fincanlarına hayat vererek aktarıyor. Sizlere Heykeltraş Sanatçısı, DAMLA AYAYDIN'dan söz etmek istiyorum.

Damla diyor ki; "Çocukluğumdan beri yağlıboya ve karakalem resim yapıyorum. Ben Antalya'da büyüdüm. sitemizin bahçesinde durdurulmuş bir inşaat vardı. Oradaki malzemelerle oynar, karışımlar hazırlardık. Çamurdan kendimce heykeller, küçük vazolar, objeler yapar, onları kurutup boyar ve aileme hediyeler hazırlardım"

"Üniversite seçimi zamanında, neredeyse tüm çevremden duyduğum "yine resim yaparsın ama hobi olarak yaparsın" cümlesi sebebiyle üç bölüm tercihi yaptım. Hukuk, siyaset ve psikoloji. Başkent üniversitesi Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler mezunuyum. Yüksek lisansımı, Ankara üniversitesi DTCF'nde yaptım. Bölüm seçimimden pişman değilim. Ama aslında söylenenin tam tersi oldu sanki, hobi olarak sanatla uğraşmaktansa hobi olarak okumuş gibi oldum"



"Yine de keyifli bir alandı ve bana çok şey kattığını düşünüyorum. Tez konumla ilgili devam eden bir kitap hazırlığım var. Özel sektörde pek çok alanda iş tecrübelerim oldu, fakat resim yapmayı hiç bırakmadım. Profesyonel anlamda seramik sanatına yönelmem, 2016 yılında "yaptıklarını satabilirsin de aslında" şeklinde ,yine çevremden yükselen sesler ve arkadaşlarımın desteğiyle başladı"

"Şekillendirdiğim çamurun üzerine, kulaklar, bacaklar, ayaklar, el parmakları, gözler gibi, üç boyutlu figürler olan Türk kahvesi fincanları ve kupalar üretmeye başladım. Yaptığım her şeyin benden bir şeyler taşımasını seviyorum"



"Yaptıklarımın bana özel olmasını, her aşamasının tamamen benim elimden çıkmasını ve hiçbir kalıp kullanmadan yapmayı her zaman için benimsedim. Zaten amaç keyif almak ve ne kadar çok çamurla, çamur içinde vakit geçirebilirsem o kadar mutluyum. Asıl emeğimi ortaya koyduğum ve yarattığımı hissettiğim alan heykellerim ve yağlıboya tablolarım"

"Onların hikayelerini anlatmayı pek sevmiyorum. "Ne anlatmak istedin bunda?" sorusunun cevabını genelde geçiştiririm. Siz ne görüyorsunuz, sizce ne anlatıyor der ve karşımdakinin düşüncesine, üç aşağı beş yukarı katılır, ben de benzer şeyler ifade etmeye çalışmıştım derim. Bana özel gizli anlamlarının bende kalmasını seviyorum galiba. Kızgınsam ya da bir şeyden çok etkilendiysem üretkenliğim artıyor"

"İnsanları analiz etmeyi ve bende bıraktıkları hissi, kendi gözümden, elimden çamura tuvale aktarmak, paha biçilemez derecede keyifli. Yani, illaki her işimde bir duygu ya da izlenimin dışa vurumu saklı. Her birinde, bana o işi çıkardığım zamanı hatırlatan ruh hallerim gizli. Mutlu olduğum alandayım, üretiyorum ve keyif alıyorum"


Damla'nın özel ve de farklı ürünlerini, geçtiğimiz hafta, Cermodern Tasarım Pazarı'nda inceleme fırsatı buldum. Bir kahve tutkunu olarak, fincanlarına hayran kaldım. Şu an onun sihirli ellerinden çıkmış olan, tasarım fincanımla kahvemi yudumluyorum. Eminim ki sizlerde bu tasarımları gördüğünüz zaman, her bir parçaya şaşırıp hayran kalacaksınız. Özel günler yaklaşıyor. Bence sevdikleriniz adına, mükemmel tercihler olacaktır. Sevgiyle ve Sanatla kalın...❤


SEVTAP KÜRKÇÜOĞLU
*****
(5846 sayılı FSEK tarafından saklıdır)